Bağımlı Kişilik Bozukluğu Nedir?

Bağımlı kişilik bozukluğu, bireyin başka kişilere olan aşırı bağımlılığı şeklinde tanımlanabilir. Bağımlı kişilik bozukluğu olan kişilerin, bağımlı oldukları kişiler olmadan hayatta kalamayacaklarına dair inancı vardır. Bağımlı kişilik bozukluğu (BKB), DSM 5’e bakıldığında C kümesi kapsamında görülür. Bozukluğun psikiyatrik geçmişine bakıldığında ayrı bir bozukluk olarak ilk defa DSM 3’te tanınmıştır. Bu kümedeki kişiler genel olarak anksiyöz ve korkuludur. Yapılan epidemolojik araştırmalar incelendiğinde bağımlı kişilik bozukluğunun yaygın görülen bir bozukluk olmadığı anlaşılmıştır. Bu araştırmalarda BKB’nin genel popülasyon içerisindeki yaygınlığının %0,4 ve %1,5 arasında olduğunu belirtilmiştir. Cinsiyet farkına bakıldığında ise kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görüldüğü gözlemlenmiştir.


Bağımlı Kişilik Bozukluğu Olan Kişilerin Özellikleri


Bağımlılıkları onları boyun eğen, yapışkan ve ayrılıktan aşırı derece korkan bireyler haline getirir. Bu bozukluğa sahip kişiler yalnız kalmaya katlanamazlar. Yalnız kaldıklarında depresif bir ruh haline bürünürler ve kaygılı olurlar. Başkalarına bağımlı olmaları onların sömürüye dayalı bir ilişki kurmalarına yol açar. İlişkide oldukları kişilerin kararlarına ve öğütlerine muhtaçlardır. Çünkü tek başlarına var olamayacaklarını düşünürler. Bağımlı kişilik bozukluğu olan kişiler onaylanma arayışı içerisinde olduklarından kendileri başkaları tarafından kapsanmak isterler. Başka kişilerle bağımlılığa yatkın iletişim kurdukları için rekabetçi bir yapıları yoktur. Eleştirilmekten ve dışlanmaktan çok korktukları için sosyal ilişkilerinde de kendi benliklerini ortaya koymaktan çekinirler. Kendilerini içe dönük bir şekilde aşağılayabilir, kendi benliklerini değersizleştirebilirler.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Nedir?


Bağımlı Kişilik Bozukluğu Oluşmasının Nedenleri


Bağımlı kişilik bozukluğunun oluşumuna ortam hazırlayan bazı nedenler bulunmaktadır. Aşırı koruyucu, kontrolcü ve otoriter ebeveynlere sahip olmak BKB oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Yapılan araştırmalara göre erken çocukluk döneminin özellikle bağlanma tarzının bireyin bağımlı kişilik bozukluğu oluşturmasında bir risk faktörü olduğu gözlemlenmiştir. Bununla beraber çocuklukta güvensiz bağlanma stilinin bireyde düşük özgüven ve bağımlılığa sebep olabileceği öne sürülmüştür. Mizacın yeri de bozuklukların gelişmesinde önemli bir yere sahiptir. Uyumsuz ve daha çekingen çocuklar yaşamlarının erken dönemlerinden itibaren bağımlılığa yatkın karakter özellikleri geliştirebilirler.


Bağımlı Kişilik Bozukluğunun Semptomları


DSM 5’e göre bağımlı kişilik bozukluğunun semptomları aşağıdakilerden beşi (ya da daha çoğu) ile belirli, erken erişkinlikte başlayan ve değişik bağlamlarda ortaya çıkan, boyun eğici ve yapışkan davranışlara ve ayrılma korkularına yol açan, ilgilenilme gereksinmesi ile giden yaygın bir örüntü:

  1. Başkalarından çok öğüt ve güvence almadıkça gündelik kararlarını vermekte güçlük çeker.
  2. Yaşamının çoğu önemli alanında, kendisinin yerine başkalarının sorumluluk almasına gereksinir.
  3. Desteklerini çekecekleri ya da kabul görmeyeceği korkusuyla, başkalarıyla aynı görüşte olmadığını söylemekte güçlük çeker. (Not: Cezalandırılmaktan gerçekçi bir biçimde korkmayı bu kapsamda değerlendirmeyin.)
  4. Kendi başına bir işe girişmekte ya da bir iş yapmakta güçlük çeker (isteğinin ya da yapacak gücünün olmadığından çok kendi yargılarına güvenmediğinden ya da yapabileceğine inanmadığından).
  5. Başkalarından bakım ve destek sağlayabilmek için, hoş olmayan işleri yapmaya gönüllü olmaya dek giden ölçüde aşırı uçlara gider.
  6. Kendisine bakamayacağına ilişkin aşırı korkulan yüzünden, tek başına kaldığında kendisini rahatsız ya da çaresiz hisseder.
  7. Yakın bir ilişkisi sonlandığında, bir bakım ve destek kaynağı olarak, ivedilikle başka bir ilişki arayışı içine girer.
  8. Kendi kendine bakmak durumunda bırakılacağı korkularıyla, gerçekçi olmayan bir biçimde uğraşır durur.

Sağlıklı Bağımlılık ve BKB’nin Farkları


Sağlıklı bağımlılık ise birçok yönde Bağımlı Kişilik Bozukluğun’dan farklıdır. Sağlıklı bağımlılık, bağımlılık ihtiyacı olduğunda, bu ihtiyaç güçlü olsa bile, ihtiyacın kontrol altında ve duruma göre seçici olmasıdır. Kişinin bağımlılığının sağlıklı olduğunu anlamak için iç görüsüne ve sosyal ilişkilerine bakılabilir. Örneğin, romantik ilişkilerinde sağlıklı bağımlı kişiler olgun ve iletişime açık ilişkiler kurarken BKB olan kişiler kendini hem romantik açıdan hem cinsel açıdan çok fazla feda ederler. Benzer şekilde iş hayatındaki ilişkilerde de sağlıklı bağımlı kişiler iş arkadaşlarıyla iş birliği ve dayanışma içerisinde hareket ederken BKB olan kişiler bireysel sorumluluk almaktan kaçınır ve iş arkadaşlarına yapışırlar. Sağlıklı bağımlı kişiler, ihtiyaçlarının yoğunluğunu daha az hissederler, bununla beraber anksiyetelerini daha iyi kontrol edebilirler çünkü BKB olan kişilere göre daha olgun savunma mekanizmaları kullanırlar. Yani sağlıklı bağımlı kişiler, kendilerine bakışlarında, kişilerarası iletişimde ve mücadeleyle baş etmede BKB olan kişilere göre daha başarılıdırlar.
Bağımlı Kişilik Bozukluğunun Tedavisi
Bağımlı kişilik bozukluğunun tedavisinde psikoterapi kullanılır. Bağımlı kişinin terapi esnasında terapiste bağımlılık eğiliminde bulunması beklendik bir durumdur. Terapideki ana amaç danışanın kendine olan güvenini, kendini açıklama becerisini ve otonomisini arttırmaktır. Psikodinamik terapi kullanılan başlıca ekollerden biridir. Psikodinamik ekol, transferansı kullanır ve danışanın erken dönemde deneyimlediği ayrılıkla baş etmesine katkıda bulunur. Bilişsel davranışçı terapi de danışanın inançlarını değiştirmesine yardımcı olarak ve bazen danışanı ayrılığa maruz bırakarak bireyin özgüvenini ve otonomisini artırmayı hedefler.
Özetle, bağımlı kişilik bozukluğu bireyi öznel yaşantısında zorlayabilecek bir rahatsızlıktır. Eğer bağımlı kişilik bozukluğunun semptomlarını taşıdığınızı düşünüyorsanız Nişantaşı şubemizle iletişime geçebilir, uzman ekibimizden yardım alabilirsiniz.
Asel KURT

KAYNAKÇA
American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-5). Washington, DC: American Psychiatric Association
Beck, A. T., Davis, D. D., ve Freeman, A. (2014). Cognityive Therapy of Personality Disorders. (3. Baskı). The Guilford Press.
Bornstein, R. F. (2005). The Dependent Patient: A Practitioner’s Guide. Washington: American Psychological Association.
Faith, C. (2009). Dependent personality disorder: a review of etiology and treatment. Graduate Journal of Counseling Psychology, 1(2), 7.
Livesley, W. J., Schroeder, M. L., & Jackson, D. N. (1990). Dependent personality disorder and attachment problems. Journal of personality disorders, 4(2), 131-140.
Simonelli, A., & Parolin, M. (2017). Dependent personality disorder. Encyclopedia of personality and individual differences [Internet]. Cham: Springer.
https://madalyonklinik.com/
http://flanorpsikoloji.org/