Yaş ayrımcılığı (ageism)

İnsanlar cinsiyetleri, etnik kökenleri veya inançlarından dolayı ayrımcılığa maruz kalabilecekleri gibi yaşlarından dolayı da bu haksız davranış ile karşı karşıya kalabilirler. Ageism, her yaş grubundan insanı etkileyebilmek ile birlikte daha çok yaşlıları etkiler. Yaşlılık göreceli bir kavramdır ve bir insanın ne zaman ve neden yaşlı sayılacağı onun durumlara, olaylara ya da değişikliklere ne derece uyum sağlayabileceği ile ilgilidir. (Topgül, 2016).

Tıp dünyasındaki gelişmeler ve ilerlemeler sayesinde insanların yaşam kalitesi artmış ve ortalama yaşam süresi yükselmiştir. Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre yaşam süresi 2013-2015 döneminde 78 yıl düzeyindeyken 2017-2019 döneminde 78,6 yıla yükselmiştir. Dünya nüfusunun yaşlanmaya başladığına işaret eden bu durum, toplumlarda olumsuz olarak algılanmakta ve yaşlılara yönelik algının değişimini ortaya çıkarmaktadır.

Yaş ayrımcılığına gençler açısından bakıldığında ise yetenek ve tecrübe olarak yetersiz, eksik olarak algılanmalarına neden olmaktadır.  Bundan dolayı iş hayatına atılma açısından arka plana atılırlar.

Ageism’ın Gözünden Yaşlı Bireylere Yönelik Bakış Açıları

Yaşlanma, yaş hakkında nasıl düşündüğümüzün (kalıp yargılar), yaş hakkında nasıl hissettiğimizin (önyargı) ve yaşlılarla ilgili (ayrımcılık) olarak nasıl davrandığımızın bir karışımıdır (Giritli İnceoğlu, Röportaj, 2020). Bu durumun toplumdaki bazı yansımaları:

  1. Bağımlı ve bakıma muhtaç olarak algılama: Bir zamanlar çocuklarına bakıp onları koruyup kollayan ebeveynler yıllar geçtikçe çocuklarıyla rollerini değiştirmiş gibi görülmektedir. Çevrenin gözünde artık onlar bakıma muhtaç bireylerdir. Halbuki toplumda yaşını almış çoğu kişi aktif bir şekilde yaşamını sürdürebilmektedir.
  2. Muhatap almama: Yaşlı olarak kabul edilen insanlar bir zaman sonra çocuk muamelesine maruz kalırlar. Bunun en yaygın örneği hitap şekilleri olabilir. Bireyin yaşının ilerlemesiyle hitap şeklide otomatik olarak teyze/amca olur. Ayrıca kendilerini ifade edemeyecekleri düşüncesiyle onların sözcülüğünü yapması için başkası seçilir.
  3. Sosyal hayattan dışlama: Bu madde daha çok toplumdaki önyargılardan beslenir. Yaşlı bireylerin giyinmelerine, çalışma hayatlarına hatta toplu taşıma kullanma şekillerine kadar birçok olumsuz tutuma maruz kalmalarına dikkat çeker.
  4. Suistimal etme: Yaşlı bireyler için kandırılması kolay, tabiri caizse “Vur kafasına al ekmeğini” bakış açısına sahip pek çok insan vardır. Her birey gibi onların da fiziksel, sözel veya maddi zarara uğrama ihtimalleri vardır. Hatta miras konusunda psikolojik baskıyla karşı karşıya kalıp suistimal edilme olasılıkları daha yüksektir. Ancak ileri yaşta olmaları onların ‘ekstra’ ayrımcılığa maruz kalmalarına sebep yaratmamalıdır.

Çalışma Hayatında Yaş Ayrımcılığı

İleri yaştaki bireylerin işsiz kaldıkları süre daha uzun olmakla birlikte başa çıkma ve çözüme ulaşma konusunda da daha çok zorluk yaşarlar. İş hayatında ilk gözden çıkarılan kesimdedirler. Ancak çalışma hayatında karşımıza çıkan yaş ayrımcılığı sadece ileri yaştaki bireylere yönelik değildir. Gençlerde yaşlarından dolayı ayrımcılığa maruz kalabilirler. Ageismin 20’li yaşlarda yükselişte olduğu 30’lu yaşlarda düşüşe geçtiği ve 50’liyaşlarla birlikte tekrar artmaya başladığını gösteren birçok araştırma bulgusu vardır.

Çalışma yaşamında yaş ayrımcılığı kişiyi işe alırken, çalışırken veya işten çıkarırken söz konusu olabilmekle birlikte aslında istihdamın bütün alanlarında meydana gelmektedir. Bununla birlikte, farklı yaşlar arasında muamele farklılığı en çok işe alma sırasında görülmektedir (Buz, 2015). Bu tutum ücret eşitsizliğine, ekonomik fırsatlardan ve iş fırsatlarından mahrum kalmaya yol açmaktadır. Sonucunda yaşanan gelir kaybıyla birlikte kişi dezavantajlı konuma sürüklenir ve yaşam kalitesinin sorgulanmasını gündeme getirir.

Bu konunun çözümüne ilişkin farkındalık oluşturulması, imkanların geliştirilmesi, sosyal projelerin üretilmesi, yeni politikaların tartışılması ve sağlıklı, aktif yaşamın desteklenmesi gerekmektedir.

Toplumsal Cinsiyet ve Ageism

Dünya üzerinde halen pek çok yerde ataerkil düzenden dolayı kadınlar dezavantajlı konumda hayatlarını sürdürmektedirler. Yaşlı kadınlar hem toplumsal cinsiyetleri hem de yaşları bağlamında yaş ayrımcılığını daha fazla yaşamaktadır (Buz, 2015). Ücret eşitsizliği, cam tavan metaforu bu nokta da örnek verilebilir.

Kadınların ve erkeklerin hayatlarının benzer dönemlerinde farklı görev, sorumluluk, rol ve ekonomik gelire sahip oldukları genellemesi yapılabilir. Bu durum onların fırsatlara erişimlerini engelleyebilir, gelişimsel süreçlerini etkileyebilir. Taraflardan birini daha avantajlı veya tam tersi konuma koyabilir. İleri yetişkinlik dönemleri de bu çerçevenin içinde şekillenir. Kadınlar açısından bakıldığında yaşlılık dönemlerine var olan rollerini sürdürerek girerken erkekler günlük rutinlerinin çoğunun değişmesi, çalışma hayatından ayrılma ile yeni bir döneme adım atarlar. Buna bağlı olarak çevrelerinden gördükleri ilgi, alaka, değer de değişkenlik gösterebilir.

ÖZET: Yaşlılar açısından bakıldığında yaşlarının artmasıyla maruz kaldıkları ayrımcılık çoğu durumda doğru orantı gösterir. Hayatın her alanında olabileceği gibi çalışma hayatında da karşımıza çıkan ageism kavramı cinsiyetler arası farklılıklar da yaratabilir.

KAYNAKÇA

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/434245

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/625098

https://www.heryasta.org/2020/08/05/yas-ayrimciligiyla-mucadele-birincil-gorevimiz/

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/70604