Uykusuzluk hangi problemlere yol açar

Uyku

Uyku, vücudun fiziksel ve zihinsel olarak dinlenmesini ve yenilenmesini sağlayan biyolojik bir süreçtir. Günlük uyku ihtiyacı kişiye göre değişebilmektedir ve bir yetişkin için 7-9 saat, erken çocuklukta ise 12-16 saat kadar uyku yeterlidir. Uyku bir derlenme, toparlanma ve yenilenme sürecidir. Bazı hormonlar, örneğin büyüme hormonu uyku sırasında üretilir. Tüm iç organ sistemleri uyku boyunca bakımdan geçer. 

Uykusuzluk, kişinin uykuya dalmasına engel olan veya uyumamasına neden olan bir uyku hastalığıdır.  Uykusuzluk hastalığı uykuya dalmayı zorlaştırabileceği gibi çok erken uyanmaya ya da uykunun bölünmesine neden olabilen yaygın bir uyku bozukluğudur. Uykusuzluk, uzun vadede psikolojik problemlere yol açtığı için önemlidir. 

Uykunun Psikoloji Üzerindeki Etkisi

İyi bir uyku, fiziksel ve ruhsal olarak yenilenmemiz için gerekli bir süreçtir. Bu yenilenme sağlanmadığında fiziksel belirtilerin yanında ruhsal olarak isteksizlik, motivasyon kaybı, sinirlilik, dikkat ve bellek bozuklukları gibi psikolojik belirtiler de ortaya çıkmaktadır. Uyku yoksunluğu sırasında stres hormonlarının salınımı artarken, gece uykuda salınan büyüme hormonu azalır. Uykusuzluk hastalarında depresyon ya da diğer bir psikiyatrik bozukluk gelişme riski yüksektir. Bu kişilerde, insomni olmayanlara göre 3.5 yıl içinde depresyon gelişimi dört kat, anksiyete bozukluğu gelişimi iki kat, madde kötüye kullanımı ya da bağımlığı da yedi kat fazla görülmektedir. Diğer taraftan hemen her psikiyatrik bozuklukta uykusuzluk belirli ve yüksek oranlarda bir belirti olarak ortaya çıkmaktadır. 

Uykusuzluğun Yol Açtığı Psikolojik Problemler

Uyku bozuklukları birçok psikolojik probleme sebep olur. Depresyonda uykudan erken uyanma ve tekrar uyuma güçlüğü ve kâbus görme olabilir. Bazı depresyon hastaları ise aşırı uyurlar. Kaygı bozukluklarının hemen hepsinde uykuya dalma ve uykuyu sürdürme güçlüğü bulunur. Uykusuzluk kaygı bozukluğunun şiddetini arttırır. Manide uykusuzluk olmasına rağmen kişi kendisini enerjik hisseder. Travma sonrası stres bozukluğunda uykuya dalmak ve sürdürmek güçtür. Bu kişiler sürekli tetiktedir ve yaşamış oldukları travmayla ilişkili kâbuslar görebilirler. Şizofreni hastalarında genellikle uykuya dalma saatleri ileri doğru kayar. Yani geç yatıp geç kalkarlar. Alkol ve madde kullanım bozukluklarının hepsi uyku düzensizliği yapar. Alkolün uyku üstünde etkisi kişiyi uykudan uyandırma şeklindedir. İki uçlu mizaç bozukluğu mani, hipomani ve depresyon ataklarıyla seyreden psikiyatrik bir hastalıktır. Uyku beynin bir işlevidir ve iki uçlu mizaç bozukluğu gibi beyindeki kimyasal dengenin bozulduğu durumlardan etkilenir. 

Uykudaki bozulma duygu durum bozukluklarındaki en tutarlı belirtilerden biridir. Bazı hastalar insomni (uyuyamama), diğerleriyse hipersomniden (aşırı uyuma) yakınabilirler. Bazen hastalık öncelikle sadece uykunun bozulmasıyla başlayabilir, diğer belirtiler sonra ortaya çıkar. Bazense uyku bozulmasının kendisi duygudurum ataklarını tetikleyebilir.

Uykusuzluk ile psikolojik bozukluk ilişkisinin en sık görüldüğü tablo depresyondur. Uyku sorunları yaşayanlar, depresyona en yatkın kişiler olmaktadır. Depresyon hastalarının büyük çoğunluğunda da uyku bozukluğu görülür. Uykusuzluk, bir yanıyla depresyon belirtilerine yol açarken depresyonda da yaygın şekilde uykusuzluk görülmektedir. Uyku bozukluğunun depresyon oluşumu için bir risk faktörü olduğu, uykusuzluktan depresyona bir gidiş olduğu düşünülmektedir. Depresyonda uyku yapısındaki değişme, tanı ve tedavi planlaması açısından da değer taşımaktadır. Depresyon döneminde görülen uyku belirtileri, hipersomni, insomni ya da rüya bozuklukları şeklinde olabilir. Depresyon sırasında yapılan uyku EEG çalışmalarında, uykuya dalma süresinin uzadığı, gece uyanık kalma süresinin arttığı ve uyku verimliliğinin azaldığı gösterilmiştir. Depresyon sırasında kişi kaygıları nedeniyle uykuya dalmakta güçlük çekebilir, uykuya daldıktan sonra ise sık sık uyanabilir, ya da sabaha karşı erken bir saatte uyanıp tekrar uyuyamaz. Depresyon hastaları çok rüya gördüklerinden bahsedebilir, ağır depresyonlarda kötü içerikli rüyalar da kişiyi uyandırabilir. Bazı depresyon hastalarında ise ‘’düşünmemek için kendini uykuya verme’’ olarak adlandırdıkları hipersomni bozukluğu görülebilir.

Manide ise ağır uykusuzluk en sık görülen uyku sorunudur. Manide, uykunun süresi azalır ve uykuya ihtiyaç da azalır. Uyku süresi kısaldıkça mani belirtileri daha şiddetli olur ve durulması daha uzun sürer. Uykunun yetersiz tedavisi, duygu durum üzerinde olumsuz etki gösterecektir. Mani geçirmiş hastalarda uykusuz kalmamaya özen gösterilmesi önemlidir. Uyku süresinin kısalması maniyi tetikleyebilir. Akut mani sırasında ışık gibi uyaranların kısıtlanması ile uykunun düzenlenmesi faydalı olacaktır. 

Genel anlamda uykusuzluğun, bir hastalık olarak tüm sistemlere yansıyan bozulmalara yol açtığı söylenebilir. Eşlik ettiği tablolarda da diğer hastalığı etkilediği dikkat çekmektedir. Bu nedenle, uykusuzluk şikâyeti bulunan hastalardaki değerlendirme sürecinde uykusuzluğun da dikkate alınmasının sağlıklı bir tutum olacağı söylenebilir.

 Buse Arın

Kaynakça 

Hamdullah Aydın, Bir Semptom ve Bir Hastalık Olarak Uykusuzluk, Türk Uyku Tıbbı Dergisi, 2014.

https://nptipmerkezi.com/uyku

https://www.bayindirhastanesi.com.tr