Bilişsel Çarpıtmalar ve Düşünce Hataları

Psikolojik rahatsızlıkların çoğunun (kaygı bozuklukları, depresyon gibi) nedeni olarak kabul edilen, bireyin sahip olduğu çarpıtılmış düşünceleri, işlevsel olmayan varsayımları ve kendince kuralları olduğu görülmektedir. Bu duruma Bilişsel Çarpıtmalar veya Düşünce hataları denir.

Düşünce hataları, Çarpıtılmış bu yorumlamalar, kişinin zihgelişim basamaklarında oluşan hatalı bilgi ediniminden kaynaklanmaktadır. Bilişsel çarpıtmalar, bir olayla ya da durumla ilgili anlık, spontane bir şekilde gelen olumsuz otomatik düşüncelere neden olurlar ve çoğunlukla olumsuz olan bu yorumlamalar, psikolojik rahatsızlıkların   oluşumunda ve gelişiminde çok önemli bir role sahiptir. 

Kişilerin kendilerine hoşgörülü ve sevecen bir bakış açısı ile yaklaşması, eksikliklerinin ve beceriksizliklerinin, başarısızlıklarının ve edindiği olumsuz deneyimleriyle baş etmesine yardımcı olacaktır. 

Doğu psikolojisinin öğretileri temelinde oluşturulan bir kavram olan öz şefkat, bireylerin sıkıntılı zamanlarında kendilerini sorguya çekmek yerine, kendilerine anlayışlı ve şefkatli davranıp yaşadıkları olumsuz tecrübeleri yaşamın bir parçası olarak görmeleri; bu olumsuz duygu ve düşüncelere fazlasıyla kulak vermek  yerine problemlerinde daha gerçekçi bir yaklaşım bulmaları olarak tanımlanabilir . Öz şefkat hayatımızın her anında yaşadığımız problemlerin temelinde yatan, depresyon ve kaygıyı azaltan, mutluluk ve yaşam doyumunu geliştiren bir duygu düzenleme yoludur.

Eğer siz de bilişsel çarpıtmalar yaşadığınızı düşünüyorsanız destek almak için yüz yüze veya whatsapp görüntülü konuşma üzerinden ücretsiz 15 dakikalık ön görüşme randevusu alabilirsiniz.

Neden Biz?

Danışan, toplum ve eğitim odaklı çalışmalar yürüten multidisipliner bir merkez olan Dünya Danışmanlık ve Psikoloji Merkezi Uzman Klinik Psikolog/Psikoterapist Fundem Ece tarafından kuruldu.

Danışmanlık ve psikoloji faaliyetlerimizle toplumun çekirdeğini oluşturan çocuk, genç ve yetişkin bireylere, çift ve ailelere destek sunuyoruz.

Randevu talepleriniz için bizimle WhatsApp butonları üzerinden veya doğrudan iletişime geçebilirsiniz.

👇

Nişantaşı Şubemiz

Pendik Şubemiz

Kadıköy Şubemiz

Depresyon,  obsesif kompulsif bozukluk , kaygı bozukluğu, panik atak,  gibi duygusal bozuklukların ve kişinin kendine zarar verebilen davranışlarının altında bilişsel çarpıtmaların olduğu bilişselliği temel alan terapi yöntemleriyle açıklanmaktadır. Düşünce hatalarında Bilişsel yaklaşımın temelini kişilerin düşünceleri oluşturmaktadır. Yeni bilgi işlenirken , kişinin kendisinde  var olan inancına uydurulmak için genel olarak çarpıtılmaktadır.  Bilinçaltında çarpıtılan yorumlamalar sonucunda otomatik olarak ortaya çıkan düşünceler ile bilinç düzeyine çıkmaktadır. 

Düşünce hatalarında Bilgi işleme sürecinin temeli çocukluk yıllarına dayanan nedenler sayılması dolayısıyla problemli çalışması, bireylerin kendilerini ve çevrelerini yanlış anlamalarına ya da yorumlamalarına neden olabilmektedir. Bilişsel çarpıtmaları kullanan bireyler sahip oldukları düşünceleri, tecrübe etmeden, hayatlarında uygulamadan sanki gerçekmiş gibi kabul etmektedirler. Bu bağlamda, bilişsel çarpıtmalar, bilginin yanlış işlenmesi durumunda kişinin kendisini değersiz ve yaşadığı hayatı anlamsız bulması gibi duygusal sorunlara yol açabilen otomatik düşüncelere neden olurlar. Bilişsel terapiler, danışanların kendilerine zarar veren bu gibi düşüncelerini fark etmesini ve bu hatalı düşüncelerin yerini geçerli  ve faydalı düşüncelerle değiştirmeyi amaçlamaktadır.

Bilişsel Çarpıtmalar ve Düşünce Hataları

Zihin okuma ; Olası kanıtları araştırmaya hiç gerek duymaksızın, diğerlerinin ne düşündüğünü bildiğine inanmak, zihin okuma  olarak adlandırılan bilişsel çarpıtmadır. (bknz: Sinestezi Nedir?)

Felaketleştirme; Daha olumlu sonuçları dikkate almadan,yok sayarak geleceğe olumsuzluklar penceresinden bakmaktır.

Ya Hep Ya Hiç tarzı Düşünme (İkili Düşünme); Kişiler bazen  karşılaştıkları bazı durumları  hayat sanki sadece iki renkten ibaretmiş gibi  ,hayatta sadece siyah ve beyaz varmış gibi nitelendirirler. Bir şey ya tam olmuştur ya da olmamıştır, ya iyidir ya da kötü. Bu iki uç arasındaki diğer alternatifler ,aradaki bir sürü rengin hiçbiri fark edilmez bu bilişsel çarpıtmayı yapan kişiler herhangi bir sorun karşısında etkili çözümler bulamazlar ve bu çözümsüzlük de gereksiz sıkıntı ve çatışmaya neden olur.

Duygudan Sonuç Çıkarma; Bu düşünme hatasını yapan kişi yaşadığı şeylerle ilgili duygusunu gerçek bir neden olarak düşünmektedir. Birey burada somut kanılardan çok duygularından hareket ederek bir neden sonuç ilişkisi kurmaktadır. Fakat bu tür bir bilişsel hata kişinin  fazlaca yanılgıya uğramasına sebep olur.

Etiketleme; Elde olan veriler dikkate alınsa daha az sıkıntı çekme ihtimali olduğu halde, bu kanıtları göz ardı ederek kişilerin kendilerine ve diğerlerine genelleyici , yargılayıcı ve olumsuz sıfatlar yakıştırmasıdır.

Zihinsel Filtreleme (Seçici Soyutlama); Bireylerin olaylar ile ilgili daha net , gözle görünür ve elde tutulur özellikleri görmezden gelerek bütün olayları yorumlamada sadece tek bir detaya odaklanması  ve seçici bir körlük geliştirmesidir.

Aşırı Genelleme; Bir veya daha fazla olaydan hareketle, genel bir sonuca varma ve bu sonucu bağlantılı ya da bağlantısız durumlar ile genellemedir. Genelleme yapan bireyler, belirli bir durumun veya belli bir özelliğin her yerde, her zaman, herkes için geçerli olduğunu düşünürler. Bu durumda, yapbozun tamamlanmış hali ve bir parçası   arasındaki farkı gözden kaçırırlar. Aşırı genelleme yapan kişiler, “ her zaman, daima, asla, hiç kimse,  herkes, kesinlikle” gibi sözcükleri rahatça ve sıkça  kullanırlar.

Kişiselleştirme (İçselleştirme); Kişinin diğer insanların deneyimlediği sıkıntılar ve meydana gelen problemler üzerinde hiçbir etkisi olmamasına rağmen bunlardan kendisini sorumlu olarak düşünmesidir. Kişiselleştirmede aşırı suçluluk ve  yetersizlik duygusu söz konusudur.

Bilişsel Çarpıtmalar ve Düşünce Hataları

Gereklilik Cümleleri; Kişilerin kendisinin ve diğerlerinin nasıl davranmaları gerektiği ile ilgili kesin kurallara sahip olmasıdır. Onlara  göre belli başlı kurallar ve çerçeveler vardır. Bu kurallara uyulmadığında ya da kendilerince çizdikleri çerçevelerin dışına çıkıldığında kişiler her şeyin ne kadar kötü gittiğine ya da gidebileceğine ilişkin abartılı ihtimaller üzerine düşünürler . Bireyler bu bilişsel çarpıtmayı sık kullandıkları durumların ardından çaresizlik düşüncesine kapılabilmektedirler. ‘

Olumluyu Yok Sayma: Bilişsel çarpıtmasına  sahip kişiler yaptıkları olumlu şeyleri önemsiz görmektedirler. Başardığı şeylerin basit olduğunu,yaptığı işlerin sıradan, önemsiz olduğunu ve herkesin yapabileceğini düşünürler.

Keyfi Çıkarsama; Doğruluğunu kanıtlayan deliller olmamasına rağmen hatta çoğu zaman tersine deliller olduğu hallerde bile belli bir sonuca ulaşmayı anlatmaktadır.

Öz-şefkat bireylerin yaşadığı sıkıntılarla baş etmekten korkmadan, kaçmadan onlarla temas halinde olması, acılarına, yetersizliklerine ve başarısızlıklarına karşı yargılayıcı olmayan bir anlayış geliştirmiş olması ve bunları insanlık deneyiminin bir parçası olarak görebilmesidir.

Bilişsel davranışçı ve öz-şefkat odaklı terapilerin temelinde amaç, danışanın kendisiyle,sahip olduğu  her özelliğiyle tanışması yani kendini keşfetmesi ve kendi kendisinin terapisti olmasıdır. Bireylerin olumsuz duygular hissetmesine sebep olabilen bilişsel hatalarını, çarpıtılmış düşüncelerini ve hatalı değerlendirmelerini ya da önyargılarını değiştirmelerini sağlayarak kendilerini ve dünyayı daha olumlu değerlendirmelerini sağlamak psikoterapinin temel mantığıdır.

Bilişsel Çarpıtmalar ve Düşünce Hataları

Kısaca, kendilerine şefkatli bireyler mükemmel olmamanın, başarısızlıkların ve zor yaşam olaylarıyla karşılaşmanın kaçınılmaz olduğunun  hayatın gerçekleri olduğunun farkına varırlar. Böylece acı veren deneyimlerle karşılaştıklarında ve hedeflerine ulaşamadıklarında ,yerine getiremediklerinde  kendilerine öfkelenmek  ve ya  çevrelerine bunu yansıtmak yerine kendilerine daha  hoşgörülü bir tutum ile yaklaşırlar. Bu durum, bireylerin şefkatli bakış açısı geliştirmelerine yardımcı olarak psikolojik bozulmalarının üstesinden daha rahat gelmelerine olanak sağlayabilir.

Bu özellik küçük yaştan itibaren kazandırılmalı. Ebeveynlerinin çocuklarını büyütürken onlara uyguladıkları tutumları, çocukların ilk yıllardaki yaşantılarının biçimlenmesinde ve benlik yapılarının gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Uyumlu ve özgür bir aile içinde yetişen çocuklar, yetişkinlik yaşamlarına özerk bireyler olarak erişebilirler. Anne babalar çocukların sahip oldukları ilk rol modellerdir; doğumdan itibaren çocukların sosyal-duygusal  gelişimlerinde, öz- şefkat geliştirebilmelerinde ve sağlıklı bir düşünce yapısına sahip olmalarında önemli bir role sahiptirler.

Bu bilgilere göre ebeveynlerin çocukları ile kurdukları iletişim onlara doğru tutumlar ile yaklaşmaları ve her çocuğun kendine has bir gelişim kapasitesine sahip olduğunun farkında olmaları çocuklarının özgürce gelişmelerine ve kendilerini gerçekleştirmelerine olanak sağlar.

Nişantaşı Şubemiz

Pendik Şubemiz

Kadıköy Şubemiz

SÜMEYYE ŞEN

KAYNAKÇA

– https://www.psikoterapi.pro/makaleler/bilissel-carpitmalar#:~:text=Bazen%20alg%C4%B1lar%C4%B1n%C4%B1z%20d%C4%B1%C5%9F%20d%C3%BCnyada%20olan,yanl%C4%B1%C5%9F%20alg%C4%B1lamas%C4%B1na%20neden%20olan%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCncelerdir.

-https://ekolpsikoloji.com/post/oz-sefkat-bilissel-carpitmalar-dusunce-hatalari_74

-http://psikolezyum.com/bilissel-carpitmalar/

-https://www.uplifers.com/bilissel-carpitmalar-en-sik-yapilan-10-dusunce-hatasi/