Çocuklar neden suça yönelir?

Suç ya da suçluluk, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Dolayısıyla hangi tür toplumsal düzene sahip olursa olsun, suçun olmadığı bir toplumdan söz edilemez. Gerek çok eski dönemlerde gerekse de günümüzde sadece yetişkin insanların değil çocukların da suç işledikleri bilinmektedir. Çocuk suçluluğu olarak tanımlanan olgu, günümüzde bütün toplumlarda kendini gösterirken, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sanayileşme ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kentleşme, göç ve aile yapısından kaynaklanan nedenlerden dolayı dikkatleri üzerine çekmektedir.

İnsan gelişiminin önemli bir evresi olarak kabul edilen bu yaş aralığı kuşkusuz kendine özgü sıkıntılara sahiptir. Bu sorunlara çocuğun toplumsal çevresinden kaynaklanan olumsuzluklar da eklendiğinde, çocukta, bunlara bir tepki olarak bir takım norm dışı davranışlar görülebilmektedir. Yapılan pek çok araştırma da, çocukların belli yaş aralıklarında daha yoğun şekilde suçlu davranışlara yöneldiğini göstermektedir. Özellikle çocukluk çağı içinde yer alan ve insan gelişiminin önemli evreleri olarak kabul edilen ergenlik dönemi, çocukların en fazla suça yöneldiği dönem olarak görülmektedir. Çünkü bu süreçte döneme özgü yaşanan sıkıntılarla beraber aile içi sorunlar, hatalı eğitim, kentleşme, göç, ekonomik sorunlar vb. faktörlerin biri ya da birkaçını bir araya gelmesi pek çok çocukta suçlu davranışların ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Bu açıdan, özellikle son yıllarda ülkemizin aşağı yukarı her bölgesinde giderek artan oranda kendini gösteren ‘çocuk suçluluğu’ olgusu ve ardında yatan toplumsal nedenlerin tespitinin ve önerilerin sunulmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.



Aile, duygu hayatının şekillenmesine hizmet eden samimi ve yüz yüze ilişkilerin sürdürüldüğü en küçük fakat en önemli toplumsal kurumdur. Ailenin sağlıklı bir yapıya sahip olması, sosyo-psikolojik açıdan sağlıklı bireylerin yetişmesine zemin hazırlarken, sağlıksız bir ortama sahip olması ise, sorunlarını norm dışı davranışlarla çözmeye çalışan bireylerin yetişmesine neden olmaktadır. Healy ve Bronner’in Chicago’da 1000 suçlu olayın incelenmesi üzerine yaptıkları bir çalışmada suçluların %46’sının ebeveyn kontrolünün olmadığı ailelere mensup oldukları bulunmuştur. Demografik yapının ya da çocuk sayısının fazla olduğu ailelerde, ebeveyn ilgisinin ve aile içi eğitimin yetersiz hale gelmesi, kişi başına düşen alanın azalması, çocukların temel ihtiyaçlarının yeterli düzeyde karşılanamaması ve örgün eğitim olanaklarından yararlanma da zorluklar yaşanmasının demografik yapının aile üzerinde oluşturduğu sıkıntılardan biridir. Akran ya da arkadaşlık grubu, çocukluğun ilk yıllarıyla beraber başlayan ve çocuğun toplumsallaşmasında aileden sonra etkisi en fazla olan birlikteliktir. Bazı gruplarda, çocuğun sosyo-psikolojik gelişimi olumlu yönde etkilenirken, bazı gruplarda ise onun anormal ya da suçlu edimlerde bulunmasına yol açan bir özelliğe sahip olabilmektedirler. İyi düzenlenmemiş boş zaman etkinlikleri, çocuklara suç işleme fırsatları yaratmaktadır. Ailenin ya da diğer yetişkinlerin, çocukların boş zamanlarını iyi değerlendirmeleri için gereken ortamı hazırlamamaları ya da hazırlayamamaları, çocukları sokağa itmekte, oyun grupları ve çeteler halinde birleşerek suç işlemelerine neden olmaktadır.

Çocukların Suça Yönelmesinde Etkili Olan Problemler

Günümüzde özellikle ekonomi ve iletişim alanında meydana gelen gelişmeler sayesinde her şey baş döndürücü bir hızla değişmektedir. Neredeyse tüm toplumları etkileyen bu değişim, özellikle gelişmekte olan ülkelerde geleneksel yapının çözülmesine neden olmaktadır. Bu ise, toplumdaki değişmelerden ve bunların yol açtığı sıkıntılardan etkilenmeleri daha kolay olan çocukların suçlu davranışlara yönelmelerini kolaylaştırmaktadır. Araştırmalar sonucu başta aile yapısının, ekonomik sıkıntıların ve arkadaş çevresinin suça yönelmede büyük oranda etkisi olduğu görülmüştür. Dolayısıyla onların bu tür davranışlara yönelmelerini azaltacak ya da ortadan kaldıracak önlemlerin alınması gerekmektedir.

KAYNAKÇA:

Dudek, A. W., 2016, Almost-Ramanujan graphs and prime gaps (vol 43, pg 204, 2015): European Journal of Combinatorics, v. 51, p. 533-534.

Giddens, A., 2008, Sociology, 1084 p.

Kafka, F., 115, Die Verwandlung, 104 p.

Khem, S., D. M. Small, and B. K. May, 2016, The behaviour of whey protein isolate in protecting Lactobacillus plantarum: Food Chemistry, v. 190, p. 717-723.

Leyton-Alvarez, M., 2016, Families of m-jet spaces and arc spaces: Journal of Pure and Applied Algebra, v. 220, p. 1-33.

Lu, G., and L. Jiang, 2016, A remark on removable singularity for nonlinear convection-diffusion equation: Nonlinear Analysis-Real World Applications, v. 27, p. 1-25.

Ogden, K. K., E. D. Ozkan, and G. Rumbaugh, 2016, Prioritizing the development of mouse models for childhood brain disorders: Neuropharmacology, v. 100, p. 2-16.

Sahai, A., F. Wefers, S. Pick, E. Stumpf, M. Vorlaender, and T. Kuhlen, 2016, Interactive simulation of aircraft noise in aural and visual virtual environments: Applied Acoustics, v. 101, p. 24-38.

Shi, J., M. Liang, and Y. Guan, 2016, Bearing fault diagnosis under variable rotational speed via the joint application of windowed fractal dimension transform and generalized demodulation: A method free from prefiltering and resampling: Mechanical Systems and Signal Processing, v. 68-69, p. 15-33.

Zhang, B., and Z. Mao, 2016, Adaptive control of stochastic Hammerstein-Wiener nonlinear systems with measurement noise: International Journal of Systems Science, v. 47, p. 162-178.

                                                                                                                                                                   İDİL ÖZTÜRK