Dissosiyatif-Kimlik-Bozukluğu-(DKB)

Dissosiyatif kimlik bozukluğu, travma ile karşılaşan bireyin savunma mekanizması olarak yorumlanabilir. Birey sorunlar karşısında yeni bir alter kimlik oluşturarak, yaşananları ona atfeder. Böylelikle yaşanılan yoğun hisler bastırılmış olur ve birey kendi içinde baş etme stratejisi geliştirmiş olur. Genellikle gençlik ve çocukluk döneminde rastlanan dissosiyasyonlara erken müdahale önemlidir; çünkü çocukluk döneminde terapi daha hızlı sonuç vermektedir. Dissosiyasyon ise, kelime anlamı olarak çözülme, ayrılma ve dağılma demektir ve normalde birbirini tamamlayıcı olan kimlik ve belleğin birbirinden çözülmesi olarak yorumlanabilir. Bu durum bireyin çevresi ile gündelik yaşantısını etkileyebileceği gibi, kendilik algısını da olumsuz etkileyebilir.

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğunun Sebepleri

Sebepler çeşitlilik gösterebileceği gibi, çocukluk döneminde şiddet ve cinsel tacize maruz kalmak başlıca sebepler olarak gösterilebilir. Birey travma etkisinden korunmak için zihin bölünmeleri ile karşı karşıya kalabilir. Örneğin, erken çocukluk döneminde şiddete maruz kalan bir çocuk bunu kendisi değil bir başkası yaşıyormuş gibi çarpık bir düşünce ile zihninin bölünmesine sebep olabilir. 

Travmalar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ve bir birey için travma etkisi gösteren olay, bir diğeri için aynı etkiyi göstermeyebilir. Ancak dikkat edilmesi gereken, bireyin huzurunu bozan olay ve hisse, zihin bölünmesi ile karşılık vermesidir. Sebepler arasında doğal afetler, trafik kazaları, sağlık sorunları, hastalığa bağlı dış görünüşte değişiklik, aile geçimsizliği, ölüm bulunabilir. 

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Semptomları

Dissosiyatif kimlik bozukluğunun semptomları çeşitlilik gösterebilir. En çok rastlanan belirti iki veya daha fazla alter kimliğinin varlığıdır. Alter kimliklerin kendilerine özgü isim, yaş ve cinsiyetleri olabilir. Dissosiyatif kimlik bozukluğuna sahip birey olayları ve bilgileri hatırlamakta zorluk yaşayabilir. Bireyin hafızasında oluşan bu boşluklara amnezi de denilmektedir.Birey kendi kişisel bilgilerini hatırlamakta zorluk yaşayabileceği gibi, gündelik bir olayı da hatırlamayabilir. Bunun sebebi, kişinin zihnindeki alterlerin değişmesi olabilir. Örneğin birey, bir kıyafeti ne zaman aldığını hatırlayamaz ve kıyafetin kendi tarzına uymadığını belirtebilir. Birey tanıştığı bir kişiyi hatırlamakta da zorluk çekebilir. Dissosiyatif kimlik bozukluğu kişinin gündelik hayatını da etkiler. Bireyin iş, okul ve sosyal hayatında problemler ile karşılaşmasına sebep olabilir. 

Bunun dışında depresyon, değersizlik ve yetersizlik hissi, karar vermede ve kendini ifade etmede güçlük, karamsarlık; bedensel ağrılar, yorgunluk, öfke, panik ve ağlama nöbetleri, baş ağrısı, iştahsızlık dissosiyatif kimlik bozukluğunun belirtileri olarak gösterilebilir. Birey kendisi ile kimi zaman çatışan kimi zaman ise uzlaşan iç sesler duyduğunu ifade edebilir. Bu sesler, kişinin iç konuşmasından farklı seslerdir ve diğer kişilik bozuklukları ile karıştırılmamalıdır. 

Dissosiyatif kimlik bozukluğu danışanlarının çoğunluğunun en az bir kere intihar girişiminde bulunduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Tedavisi

Dissosiyatif kimlik bozukluğu danışanlarının depresyon, şizofreni ve borderline kişilik bozukluğundan ayırt edilmesi tedavi açısından büyük önem arz etmektedir. Tedavi süresi dissosiyatif kimlik bozukluğunun derecesine göre değişebilmektedir. Öncelikle, danışanın tanısı konulduktan sonra, alterlerin ayrı birer insan gibi değil, kendine has özellikleri olan zihinsel bölünmeler olarak görmek tedavi sürecini olumlu yönde etkilemektedir. Alter kimliklerin özellikleri ve bu kimliklerin bireyin gündelik hayatını nasıl etkilediği tespit edilmelidir. İç seslerin ve alter kimliklerin bireyin yaşantısını hangi ölçüde kontrol ettiği de önemlidir. Bireyin de dissosiyatif kimlik bozukluğu hakkında bilgi edinmesi, kitap okuması ve psikoeğitim alması tedavi sürecini hızlandırabilmektedir. Eğer bireyi eleştiren, onunla çatışan ve bireyin kendisine zarar vermesine sebep olan bir alter kimlik söz konusuysa; bireyle güven ilişkisinin kurulması çok daha kritik hale gelmektedir. Bu güven ilişkisi yoluyla, birey de terapi sürecine karşı olumlu karşılık verebilir ve dissosiyasyon ile başa çıkma motivasyonu bulabilir. 

Daha sonra, bireyi etkileyen travmalar üzerinde çalışılması gerekmektedir. Böylece, bireyin hafıza boşlukları yaşadığı ve alter kimliklerin oluşmaya başladığı travmatik anlar ele alınabilir. Bu süreçte, gerekli görülürse EMDR uygulaması yapılabilir. 

Sonuç olarak, bireyin zihin bölünmelerinin entegrasyonu yapılmalıdır. Böylelikle birey kendini yeniden tek bir kimlik olarak tanımlar. Birleşme yolu ile kimlik, algı ve bellek bütünlüğünü sağlayabilir.